Ağustos 15, 2009

Yıkılış Selamı


karanlığa bürüdüm kalemi
deniyorum
yazacak mı diye

seferleri kuşattım dört nal üstüne
yüreğim şaha kalktı ol an
boğmaya çalıştı beni sinsice

anımsadıklarım bekliyor cebimde

epey kısık bir gaz lambası
karşımda duruyor öylece

(odamı bile aydınlatamayacak
iki kelimeyi ayıramayacak
kadarkısık)

hem gitgide de ufalıyor parıltısı.

(nefesim kesiliyor ah,
boğdukça ellerin beni)

en zorlu patikaları
yürüyorum ezbere

bellek iş başında ve
bir bir geliyor yaşantılar
gözfeleği önüne

yol ayrımı tanıdık
geçmişim bu yolları önceden
e adres belli
susuzluğa da dayanırım
yılmak yok o vakit
yürüyorum uzaklara!

dilim kanarken yalnızlıkların ruhuna
bir kadeh görüp
duraksıyorum aniden

izliyorum başlayan filmi

ölümsüzlük iksiri koyuyorlar meçhul adını
içiyorum şüphesiz
sanırım bu denememde tek sorun
mide bulantısı yapan karışımları
katmamam oluyor hesaba

(dikkatsizliğinin kurbanı bir yazar parçasının
süregelen sancı seansları)

kusuyorum

film bitiyor acı son ile
ben yine sensiz ölüyorum
hep geri sarılan bantlar, o güne dek
gözyaşlarını üfürüyor suratıma

ölüme olan aşkından ötürü
yazı bitiyor,
ve son kez döllüyorum kalemi
son kez
aymazca

niyetim belli ve ortada

diğer rakiplerden önce varmak
bu renksiz sonsuzluğa
ve her fani gibi
var vücudumun derinlerinde bir yerde
saklı olan
ömür yarası

hazin sona komşu hiç de
istenmeyen bir damla ter
kırılgan kusur kafatasından
dökülüyor uzuvlarıma.
kışa olan aşkımdan
ötürü yaz bitiyor
üşüyorum

üstünkörü sunum bitimleri gibi
bu şiir de bitiyor sonra...

***

(duyamadım sesinizi dostlar,
kazanç mı?
elimde avucumda ürüyor
harcanmadan tek kalan: bir yıkılış selamı)

-2007?-

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder