giderken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
giderken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Eylül 08, 2009

Mezalim ve Seda Sanrıları













gözlerimin retinasından hiç görmediğim parisler geçiyor
aldırmıyorsun yavrum
kansız damarda mavi kan
dur bak sana yeni bir kitap aldım
neden dokunmuyorsun saçlarıma sana yeni bir zul çaldım
sana gözlerimi kapatır koşarım
düşerim bir yerlerimi kırarım
kaynamasını beklerken yanımda oturursun değil mi
sana demlediğim çayın
bir mısramı kaybettim bu yatak çok ağır yardım eder misin kenara çekmeme
kenarda sevişiriz hem belki
üzülmek her zaman bir cazibedir ya biraz da onun gibi...
bir yerlerde yağmur yağıyor şüphesiz
kalan mirasını aşiftelere dağıtıyor birileri muhakkak
günahlar işleniyor hem de ne günahlar anlatsam aklın almaz
almaz zulmün yarasını mirasyedi bir keman
şato hakiki bir kato sınırı
bir emperyal çocuğu yassı burun
ve silüet kıvamlı nehir akıntıları sevgilim
yanımda ağır ağır esneyen
bir köpek ölüsüne sarılmışım ya da bilemiyorum
çaresizim...

Eylül 01, 2009

Ricadır Ruha

















görmediğim bir ten gibi sedef taburede zenne
oyalama oyunlarının son taksimi şu halde
biraz fazla meyin zararının olmadığı aşikar
kanunun hali içler acısı bir başka bahar

sesinizi bir kağıda yazıp sekize katlıyorum
hiç gelmeyecek bir zar yedisine bahis oynama hali gibi
küskünlüğüm suretinizin kalbime aks i günahındandır
varsa işlediğim bir sevap
kokunuzun içimde kalan yanlarınının fazlalağındandır...
allah kabul eylesin...

Ağustos 17, 2009

Blok 44















ben hiç mermi yemedim göğsümden
oysa adettendir önden giren her mermi de karşılıklı vuruşulmuş sayılır
ben bana yazılmış hiçbir şarkıyla ağlamadım
bu tamamen karşılıklı çatışmamamızın suçu
kafası kopmuş bir genç görmüştüm bir akşam üstü
gülümsüyor mu diye baktım
oysa gayet güzel ölmüştü...
ölülere takır takır şarjörler boşaltıldığı çağdayız
bu yüzden güzel zeytin ağaçları gölgesi yerine
beşinci sınıf kerhanelerde boşalıyoruz hep..
senin elinde gelebilcek bir mermiye itiraz ettiğimi gördün mü hiç
o konu seni sıktı kapatıyorum
sevgilim sanrılarıma sahip çık
ben yatıyorum...

Ağustos 15, 2009

Düş Artık




















ben bir kelebek öldürdüm
bir tanesinin de bir kapının asla çıkılamayacak aralığından çıktığını gördüm
ikisinin arasında geçen zaman toplasan üç biradır
huzursuz oldu içim birden sükutsuz kaldım
son saatlerini yaşayan bir öğretmenin fişini çektim sanki
rahibeleri taciz ettim
mütecaviz bir intihar
boyaları sulandırdım kurak ağzımda
ölen çocuklara kefenler çizebilmek için
sus pus bir pusu
ve mutsuz evliliklerde kişisel töre süsünü tuttum
ellerin ellerimde alev almadı ama
alev aslında tüm şehri sardı

-tövbe tövbe haşa tövbe estağfurullah!

bir anksiyete mülayimi
kısraklar da sustu inan bebekler bile ağlamadı desem
ki bir yalan ancak bu kadar abartılabilir ama
köpekler bile havlamadı inan
günahları yazmaya ara verdi melek

-tövbeler tövbesi bin kere on bin kere tövbe

o kadını rahatsız eden tilki olmayan çeriyi
dişlerimle gönderdim tanrı'mın tanrı'nın yanına
küstah küstah baktı bana ceset
ölmenin verdiği sonsuz rahatlıkla...