hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Temmuz 15, 2020

Ruh'a














Hatıratının doğan gün anlamı olmalı

Olmalı yakınlarda, doğacak bir ihtilal

İhtilal için mutlak, bir ittifak bulmalı

Bulmalı o güzeli, güzel gözleri hilal

Hilal için gerekli, huzur isyan ve sükut

Sükut başlamalı, tan yerinden doğrulup

Doğrulup kam yerinden, uyandırırken günü

Ne unutsun dününü, ne baksın yarına kör

Kör etti gözlerimi, ismi güzel bir kadın

Kadından kurtardı, tek gözlü adam beni

Beni ben bazen, yanlış yerlerde aradım

Aradım gerçekliği, gerçeklik nedir şimdi

Şimdi ezgi başlar, zannetme Gregoryan

Gregoryan değil bu, haykırışı bir halkın

Halkın hatıratının, olmalı ihtilali

İhtilali bulmalı, ismi güzel bir kadın

Kadın unutsun dününü, hilal için gerekli

Kör etti gözlerimi, bir halkın ihtilali...


13.07.2020 İstanbul


Mart 16, 2014

Ustura Kaplı Kentlerin Aşık Çocukları Hakkında







İyi bir şiir arıyordum saat 03:40'tı.

Senden bahseden esaslı bir şiir arıyordum


Caddeler, kentler, ülkeler arasında mekik dokuyordum


Rabbim beni ayakta tutuyordu


Oysa bitkindim çok, umarsızdım bir yerlerim kanıyordu


Kan ellerimdeydi kanın aktığı yerleri göremiyordum


Bir Mart gecesiydi, yalnızdım, açık seçik ve dosdoğru kızgındım sana


Pardesümün sol cebinde el yapımı bir silah namlusunu beynime doğru çeviriyordu


Sen durulacaksın ya da gece şakıyacak 


Bir çocuk camları pırıl pırıl bir fırından ekmek alıyordu 


Ben arkadaşlarından senin eski fotoğraflarını çalıyordum


Beni bir gasilhanenin kuytusunda unutsalar


Nasıl olsa her bulduğum yerde ölüyordum


Bizim çocukların ellerinde rakılar, istisnasız her biri seni soruyordu


Dilim suskun ismin dilimi kemiriyordu


Oynamaktan nefret edilen bir tiyatroyduk


Prömiyerine sevilmeyen tüm mahlukat katıldı


Oysa her daim inadına maviydin,


Ah! Seni nasıl farklı görmüştüm bir Şubat akşamı 


Bedenini bana sunmak ister gibiydin


Sedef kakmalı bir hediye kutusu ile


Esasında buna vaktimiz yoktu


Üstelik bütün kadın şairlerin erken öldüğü bir coğrafyanın çocuklarıydık


Ve ısrarla çocuklar ölmeye devam ediyordu


Herşey birbirine karışmıştı, seni özlemeye hakkım yoktu biliyordum


Aklım ülkemin sokaklarında kalıyordu, her caddede adını hatırlıyordum


Kırçıllı ve kimsesiz kedilerin bile parçalandığı bir dönemin çocuklarıydık sevgilim


Hepimizin rengi belirsiz!


Senin hikayen yaşından büyük, gözlerin gülerken maziye sabitlenmiş ateş böcekleri


Ve evren bu haldeyken sen hakikaten beni sevebiliyor musun sevgilim?


Kapılarını kilitledin mi unutulmuş zamanların


Belki de sanrısı içindesindir bu puşt hayatın


Kahpe vakitlerin dürüst aptalları olalım çocuk


Acıların ellerimi kırsın, kemiklerim parçalansın 


Birbirimizin en dürüst yerlerine sarılalım


Sahiden sevgilim sevebilir miyiz bizi


Bu kadar çok cinayet ve isyanın ardından!


Ekim 28, 2013

Huzursuz Bir Seyahat Güncesi




Bir obsesif vakadır şimdi senin ellerin
Her şey kötü gider sen ağlarsın ve hemen ardından gülümsersin
İşte şimdi seni istemeyi düşlemek başlı başına bir zulümdür
Mevsim geçişlerinde seni sevmeyi arzulamak en tutarsız ölümdür

Resimlerine kendini bırakır gözlerim 
Delirmelerim resimlerin hüznüm parmakların olur
Nefes almayı unutur saçlarının rengini solur ciğerlerim
Ne ben seni severim ne de sen beni

Bizi bazı geceler birbirimize getirir
Ve olanlar ve kuşluk vakitleri bizi her daim yitirir
Senin gözlerin ıslak benim gözlerimde senin aksin
Aksiliğin tutar, aksini tutarım.

Bazı Ekim günleri seni hatırlatır bana,
Bu sefer öylesine amaçsızca doğarım
Bir zaman elalık kaplar içimi
Bir vakit geçmişine uzanır  kavgalarını yaşarım
İçim sancır, taşlaşırım.

Küçüğüm, kırılganım, Haziran ikindim, halsizim benim
Kimsesiz üzüntülerini sahiplenmek ister kaygılarım 
Kızgınlığım beni durdurur bir olamayacağımızı hatırlarım
Farklılıklarımıza, mazimize en çok da ellerine kızarım

Huzursuzum, kıymet bilmezim, güzelim benim
Gizlediğim gönül hezeyanım, gezindiğim bilmediğim sokaklarım
Seni düşünürken bulmuştum oysa, huzur dolu sabah uyanışlarımı
Bir sigara yerleştiririm dudaklarıma dumanını sen çekersin
Bu dansı bana lütfetmeni isterim,
Bilirim sen en çok da dans etmeyi seversin
Şarkının sonuna doğru söndürürüm sigaramı, sigaranı
Yaşanmamış,
Yaşanmayacak uzun seneleri suskunluğumuza hapsederim
Küçüğüm kendine dikkat et üzülme sakın
En çok da güzel göz bebeklerinden öperim...

Temmuz 19, 2011

Nerede



konuşsak oradaysan diyeceğim de
bitti sigaram neyse, değilsindir muhtemelen
dumanım yok haber de salamayacağım gel diye
anlatayım durgun bir bulut gibiyim ne süredir
semada görürsün zamanla zaten
çalışırsan benzetmeye bakıp oyuncaklarına
kalbim çok odalı mı diyorum bazı bazı acaba
bir şeyler oldu işte adını sen getir
falan filan derken, fikir zikir
ordusuyla sulanırken vücudum sonra
neyi unutmaya çalıştığımı
hatırlamıyorum
neyi hatırlamaya çalıştığımı unutuyorum bir de
geçecek mi acaba diyorum bu enkaz hali
sürüklenme ıslanma kaybolma hali
umut tehlikeli bir rüzgar fakat onsuz da olmuyor ki
bilirim ömür boyu uyur-ağlar istemez kalmayı kimse
susar bekler ışığı beter, betimin beteri de
tabii burası bence. tekrar edersek, bence
temiz bir sayfa
açmak lafı var
söylenen adı geçen anılan ulu orta
neymiş yüce orta kötü sol, kötü toplum kötü sağ
ulan bir önceki sayfadaki kir değer ki illa ona
yani aynı kitap aynı cilt aynı deri sonuçta: insanın kendi
değil mi ki zaman, her şeyin ilacı diyoruz
boşluk bırakıyor geride bakakalmalar duvara
gülümser pozlar gibi öyle görüldüğün toz 

periler gibi öyle
düşünce akışı dilin ruhun 

bedenin nakışı gökyüzüne de
temizine de sayfasına da sokayım yani
anahtarı

boynuna varır belki yine o tabut kapılar



Ağustos 15, 2009

Düş Artık




















ben bir kelebek öldürdüm
bir tanesinin de bir kapının asla çıkılamayacak aralığından çıktığını gördüm
ikisinin arasında geçen zaman toplasan üç biradır
huzursuz oldu içim birden sükutsuz kaldım
son saatlerini yaşayan bir öğretmenin fişini çektim sanki
rahibeleri taciz ettim
mütecaviz bir intihar
boyaları sulandırdım kurak ağzımda
ölen çocuklara kefenler çizebilmek için
sus pus bir pusu
ve mutsuz evliliklerde kişisel töre süsünü tuttum
ellerin ellerimde alev almadı ama
alev aslında tüm şehri sardı

-tövbe tövbe haşa tövbe estağfurullah!

bir anksiyete mülayimi
kısraklar da sustu inan bebekler bile ağlamadı desem
ki bir yalan ancak bu kadar abartılabilir ama
köpekler bile havlamadı inan
günahları yazmaya ara verdi melek

-tövbeler tövbesi bin kere on bin kere tövbe

o kadını rahatsız eden tilki olmayan çeriyi
dişlerimle gönderdim tanrı'mın tanrı'nın yanına
küstah küstah baktı bana ceset
ölmenin verdiği sonsuz rahatlıkla...