Ağustos 31, 2009

Menfur Cinayet

apansız ve dahi adaletsizdi,
cinayete kurban gidişi,
en masum duyguların
menfur bir cinayet diye yazdılar
ikinci sınıf gazetelerin üçüncü sayfalarında

tetiği kader çekmiş dediler,
eninde sonunda yakalanırmış,
ne kadar uzağa kaçsa,
esarete yakınlaşırmış
kim ne derse desin dedi kravatlı biri
eninde sonunda
cinayet mahalline döner, kaatil, /bilmiş bir edayla söyledi bunları
inceden kan sızıyordu umutlarımın bıçak yarasından / tüm bunlar olurken

Ağustos 27, 2009

Saatli Marifet


bir yetenek
işi değil midir ki sökmek
takvim yapraklarını

dakik olmayı ister
o hep, hani yetişiyormuşçasına
san-atobüsüne gecenin

ey şair
kopar yazdıkça bir
pir yaprak daha
yaz kopardıkça... utanma bebeğim
elbet senin işindir yazmak
arkasına saatli maariflerin

İdrakı Hastalıklı Türkü




















Kendimize emanetlerden iç donlar yaptık
İhanete uğrarsak dizlerimiz kanamasın diye
Hani bir gün ölürseniz
Ölmem belki ya
Neşter çiğnerim yalan yok
Diz kemiklerinizden anjiyokat hazırlarım kendime
Ne kadar giderseniz gidin bir kısmınız içimde kalsın diye..

-Sokağın ücra köşesindeki deliyi enjekte ettim kendime

Kimse mırıldanamaz izinsiz kullanamaz adını
İsmini cismime dua yapmışlığımdan ötürü..
Ürkmesen bir de gizlediğim cesetlerimden o zaman belki
Kutsal kitap bile olabiliriz
Siz böyle gecikmeye yemin ettikçe
Biz her zaman kürtajlara samimi gülümsemeler göstermekteyiz...

Ağustos 26, 2009

Çeltik Gibi
















Kaşlarının kanına yelekler dokuduğum sevgili
Ağlıyor musun yoksa
Bana gayrı ciddi kadehler doldursana
Uçak sürelim beraber tarlalar sürelim
Sürmeler süreyim gözlerine
Ağlayamayasın...

Bir ağıtta sarılsaydım ya sana
Beni ölmüşüm say
Doğmamış say
Cesedime dualar say
Gözlerinin sürmesine kurşunlardan perçem olduğum...

Köyümün kurumaya yüz tutmuş sularından
Tek içimlik sigaralar sar bana
Kollarına sar
Gözlerinden konforsuz tabutlar çıkarıyorum ağıtlara bedel
Beni müsait bir zamanında tulum nağmeleri arasından gel de al...

Ağustos 25, 2009

Zul




















Ellerimden tutma
Benim dokunduğum tüm zifaflar bu zannı yaşattı bana
Kuşkuyla bakma kanayan bileklerime
Ruh a üflenmiş suret bir kaç gaydaya satılmakta

Koşuyorum durup baktığım tüm kirlilikler kadar
Üzülüyorum beyazlığına
Hiçbirimiz turgenyev değiliz sevdiğim
Benden başka bir şuhluk bekleme

Olmayan idamımı geciktiriyorum belki sen gelirsin diye
Tabureye tekme atmak senin de hakkın
Ellerinden rakı salkımları içmek gibi şimdi zaman
Sevgiyle secde etmek zamanı ölümü getiren sevgiliye...
Ölüm senden başkasına biat etmesin diye...

Nefes Arası

















Şu zeytinyağından biraz daha ister misin göğüs kafesine
İstifra edebilir miyim parmak uçlarına
İshal olmuş bir emperyalist artığı gibi
Zaman akıntılarından kendime bir akşam üstü çalıyorum

-Elim tende

Yara özünde bir yanılsama,
yaşama ihanet ettiğini kanıtlamak istercesine hayata
Bir kandırma ikileminde kalan yahnilik et kokusu misali
O an
Bir lala urgan asıyor uyuyan bebeğin boynuna
Lala ki bu sisteme küsmüş şizofreni bir burjuva

-Serden yüksek oynayan ölüye yel biçsin

Sorgu odasında köşeye sıkışmış bir tımarhane müdürü
Şiiri unutmuş bir anglosakson avaresi
Ve karşıtken onun görüşlerine tüm kavimsel sülalesi
O hala sen nehri nde can kurtarıyor

-Döl gebe

Irsi bir ödem
Yaşanılan hususlardan geriye kalan çağa isyan edilmiş bir dönem
Bu hususta muhakkak ki kavramlar özürlü doğuyorlar
Ve bu muhakkak ki sizin suçunuz
Siz yani
Gözlerinizden arta kalan bir biz...

Ağustos 23, 2009

Orospu Duvağı


gece boyu beklerim seni
ne olsa sabrederim
bir peçe boyu
eni

(tek hece, tek karanlık
bedenler ustan ayrık)

bir sihir fısıldanır yine
liriklerin diyarına
öpücük pembesi kadar huylanan
kulak memeleri altına

(tek soru, pek yıkık
çengeli noktası yırtık)

-tımar evlerinin karanlığında barınabilir mi kılavuz?

bilirim gelmese kalem yardıma
hırıldar durmaz diş aralarında
durulmaz bu namussuz

ve konur nakşedilenin adı
adı orospu duvağı
açılır eller sonsuzluğa
kusar çizgilerini bir anda:

-aman tanrım, bunlar?

/söz kesmemeyi öğrenemedin bir türlü.
tahmin ettiğin gibi!
bunlardır bir çift orospu gözü
tadı benziyor ama değil mi?
sanki bir tutam delilik özü!

-ben biliyorum. anlatayım:
ancak aynı gözlerin
aynı bakmaların sığabileceği
eş boyutta anahtar delikleri bunlar.

/tut dünyamın ucunu
bir de senin elinden yakayım!

Ağustos 22, 2009

Dünya


dünya
yansana
ağla dünya üstadlara
onlar ki şiarı her umudun

dünya
baksana
bak dünya martılara
onlar ki umudu her şairin

ah, dünya
anlasana!
tatmin gübrelerin bile
uykusuzluk kahvelerim gibi
üçü bir arada

bedeli var yazarken
seni
bir doyum şiir iki nefes sigara

Çilingir Duası


kibrit çöpü
dile gelir şişenin dudağında

"damla be damla
dolsun şu son kadeh
ereyim vuslata sigaramla"

(kibrit çöpüne ait olduğu rivayet edilen bir duadır)
duam odur ki;
yanayım, aşkının ateşine
sigaranın.
ve dahi yansın o da, küle dönsün
aheste...

(bir rakı şişesince tahta bir meyhane masasına yazıldığı rivayet edilir ki)

her kim ki;
muhabbeti meze etmeye bana
damlatırsam namerdim, son damlamı bardağına...

rivayetler muhtelif, lakırdı kâfi;

"doldur saki
içsin baki
çatlayıncaya taa ki..."

selam olsun muhabbet ehline...

Ağustos 21, 2009

Yusuf Düşüyor Canıma


ellerinde kaldı züleyhanın
gömleği
yusuf/un beyazı iffet kesildi / durdu zaman
aşka durdu bakışları züleyhanın
kesildi canı dermanı
hicab kesildi yusuf...

sen düşersin aklıma
beyaz gömleğin düşer
ve düğmelerin
ve tenin
ve dahi memelerin
şehvet kesilirim
yusuf düşer aklıma
ve düşer medrese-i yusuf
gardiyan kesilirim nefsime

kan kesilir yusuf elma tutan ellerinde
şehrin kadınlarının
arzu kesilir bedenlerde
kaçar günahtan yusuf
kaçar

sen düşersin aklıma
günah kesilirim / baştan ayağa
kapat ne olur düğmelerini
ateş oluyor yusuf / düşüyor canıma


İnkar Siyahı
















Sen o kadın değil miydin yoksa
His mırıldanmalarına itiraz ediyor Şarapçı Bekir
Sevmiyorsa seni yoktur o
Tahayyül edilemez diyor

-Sus bre zındık sana mı kaldı tefsiri aşk

Bir akvaryum balığınının kapanındaki mutluluk hali
Buna secde eden bir deli
Orgazma aşık bir bakire
Secdesiz bir tımarhane deri

-O yollar hep dikenlidir gülüm benim

Sakin bir saki sarası
Reşit olmayan bir vajinismus gibi
Kusmuk aralarında bir gebelik sancısı
Çanı çalmak istiyor bir piç gibi kaybolmuş çeri...

Muallak Kısım Paradoksları














Umman denilen alemde kimsesiz bir his
Belki pedofili bir çocuk
Eşcinsel bir eş gibi
Kasap tezgahında kasık yahnisi...

-İstemesen de paganini

Üremiyor yürüyüşler
Kaçan kekliklere avcının gözünden bir bakış
Bir fırt cigaradan
Hamdolsun geçirdiğim cinnetlere

-Seni anlamak istemiyorum, ona göre konuş

Sen değilsin meyhaneci kadın
Bunu kabullenemiyorum
Hiç içmediğim bir garip ada şarabı için
Ağlıyormuş gibi yapıyorum...

Bir Soru İşareti




















bu nihai bir istimlak çabasıdır kutsadığım
her gece arıyor o kadın beni adeta metresim gibi
oysa seviyorum ki ben seni
kübada 1963'teki bir isyancı kahraman gibi

bir kısım aşk yanılgıları ve mutsuz denklem işçileri

ona hiçbir söz vermedim yok
bende bir deniz bulmuş içmek istiyor
yok amansız izin vermeler sadece cinsi münasabet ağır basarsa belki...
yok aşk değil bir teyemmüm tereddütü benim ki...
göz göze gelmenin göz göze kalması gibi...

kimsenin intihar ettiği yok geri ver revolverimi

bırak herşeyi gidelim yavrum
küslüklerini ben alırım
cinayetlerimi sen al
bir anarşist peşinde anarşist bir sivil polis
buna kader diyorlar
dilleri lâl ola...

Ağustos 20, 2009

Sokak Lambası


karanlığa gömmek istiyorum bu gece
ayıp'larımı
günah'larımı
ah'larımı
kayıp'larımı
...
..
.
hain sokak lambası
kıs ışığını
saçma dört bir yana
-etkilemek için-
karşı kaldırımdaki aşığını...

(kara'nlığa muhtacım bu gece)

Güç Bela


elde edilensin sen
güç bela!

elde edilen
sin'sin sen, bırak da
diş çürüğüne hapsettiğim
sala
sinsin gözlerine

(durma,
var gücünle bizle ikimizi
gücüne gidenlerle karaya bula)

şunu bil mesela
hani sevda cümlelerini
bizlerle donattık ya
gücü de sendin o tamlamaların
aslında
belası da sevgilim;

bel
ası da!

-rest-

Delirmeye Beş Kala -Sayıklamalar-


güz düşümü
düş düzümü
kuş üzümü
(kahkahalar)

aklımdan düşüyor kelimeler
aczimi açık edercesine
telaşla süpürüyorum ayıbımı
kilimaltına
adını ayırıp koyuyorum
-ertelemek için ölümü biraz daha-
dilimaltına

girmiyor yola
ne hayatımın ne şiirlerimin biçimi
oysa ancak zaman alır demiştin
bir sigara içimi

karamanın koyunu
ah bu şiirlerin kelime oyunu
gelmişini
(kahkahalar)
geçmişini
(artarak devam eden kahkahalar)
soyunu...

/sessizlik/

(ve kapanır perde)

Sun/durma


h ü z ü n dür
terkibi a ş k ı n
y ü z ü n dür
eyleyen beni ş a ş k ı n

bir türkü mırıldan bu gece
hüzün olsun / saklı mısralarında
aşk koksun / yalnızlığın
buhurdanında

g ö z y a ş ı dır
emaresi a ş k ı n
buğulu gözlerini kaçır benden
eyleme beni ş a ş k ı n

bir şiir yaz / oku bana bu gece
mısralarına küçük mutluluklar sakladığın
afacan kelimeler sun / durma
biraz aşk / biraz öpücük

v u s l a t tır
katili a ş k ı n
t a t tır
vuslatı eyle beni şaşkın

utanma / öp beni bu gece
dokunsun göğsüme ürkek dudakların
mahcup sevişmeler sun / durma
aşk koksun oda / bedenler aşka yansın

Düş Kurdu


(kısık bir sesti hoşuna gelen
düşlerin çıldırma tonunda
kimsesiz bir kurttu yaş küfe giren
elma kokan yalanla)

derdime derman
bilirim yok ama
derdim
ki söylemeler bana bırakılsa
her düşen
yaprağa
her boğulan
soluğa
her üşüyen
soğuğa,
bir mısralık (l)af buyurmuş şair
"benzer her şey
baktığına"

ben kurdum düşümü
kırdım dişimi
aklımla

en onulmaz yaralarımda, adı konulmaz sızılarımda
saçlarıma kazıdığım seni
her aklıma alışımda

her saklıma dalışında
(g)af buyur yoluna sızdığım
benziyor her baktığım
sana

***

(sen de merak masasına buyur
misafirimizsin ne olsa
kalma ayakta, otur

sıyırmışım sıtkımı
zaten
ben
dünden)

***

haydi, gel ve bekle
dökülecek olan
kurtları
bekle ve gör
kur(t)ulacak olan
düşleri,

gel ve gör düşümün kurdunu,
seni!

Ağustos 19, 2009

İskelet


bir gemiyim, muhtevamda
yalnız
iskele etleri var mürettebatın
toy kemiklerinden soyulu

esir düşmüşken tuzağa,
çımalar gibi kaldırılıp
atılmakta şimdi kafatasım
bir liman...

...ve bir liman daha
uzağa!

Ağustos 17, 2009

Blok 13















döl yolunda buldum cesedini
köpekler gecikmene ağlıyordu
ve bir bıçakla kalp yararken birileri
azrail loş ışıklı odalarda kağıt oynuyordu...

Blok 44















ben hiç mermi yemedim göğsümden
oysa adettendir önden giren her mermi de karşılıklı vuruşulmuş sayılır
ben bana yazılmış hiçbir şarkıyla ağlamadım
bu tamamen karşılıklı çatışmamamızın suçu
kafası kopmuş bir genç görmüştüm bir akşam üstü
gülümsüyor mu diye baktım
oysa gayet güzel ölmüştü...
ölülere takır takır şarjörler boşaltıldığı çağdayız
bu yüzden güzel zeytin ağaçları gölgesi yerine
beşinci sınıf kerhanelerde boşalıyoruz hep..
senin elinde gelebilcek bir mermiye itiraz ettiğimi gördün mü hiç
o konu seni sıktı kapatıyorum
sevgilim sanrılarıma sahip çık
ben yatıyorum...

Ağustos 16, 2009

Saat de Geç Olmuş



















şovalyelerin zırhları aslında koka yapraklarından ibarettir güzelim
söz ruletse sükut barbuttur
ve benim bağlama çalmadığımı düşünmek sadece zihinsel bir yanılgıdan ibarettir
kaliteli sperm dedikleri sadece tıp camiasının inandığı bir kavramdır
hiçbir baba evlat ayırmaz..

bana bir iyilik yapmak istersen balık verme
kum saatini kokainle doldurmayı öğret
ya da sokak olmadan da mızıka çalmayı
ateşlenirsem kulağıma civa damlat, mermi yak
biraz bekle ardından iğnemi yap
sonra yanıma otur
ara sıra konuştuğumuz tek mevsimlik hayali kasabayı anlat..

Kar Tane



çoğu vakit üstüne düşülmez sebeplerin

içeriden ve içkin
bir baba narasıdır belki özlediğiniz
belki de yanık bir kağıt kokusu -ki kan döker oraya ispirto-
bilinmez
asla bilmezsiniz nerededir varoşlar
ve nerede kırılır çocukluğumun
çilek reçeli kavanozları

herhangi bir ay sonundaki kahvaltı bitimine benzer
umudunuzda yeşeren çınar,
bir tutam ekmeksizliğin
dahi
tadına varabilmektir, orada açlık

-öyle ucundan kazınması değildir midenin-

gariptir: şüpheler ilişir fakir
halaylarının sonuna
hakir
görülen bir dilencinin
ellerine gömü bir
dua kesitinde saklanır
gar-ip(liğ)inin ebeleri

bir saklambaç anısıdır vazgeçtiklerim
onlar
yokluğa sobelenmek için erir

ah! çocukluğum anlamadı ya, ihtimal bu
belki büyümüştür gözbebeklerim
sormalıyım: şeryüzüne indirdiği
meleklerin
şu beyaz tutam kar taneleri
neden erir?

(çoğu vakit üstüne
düşülmez sebeplerin)

oysa kutsal değil miydi melekler, o hırçın dogma
öğretiler
uysal değil miydi haleler oysa
anlamıyorum işte, anlatıver

tekrar et lirikliğim
lütfet
romeo ile juliet
arasında sıkışmış ağır külfet
bir aşk mı yoksa istediğin?

tutku ya da ret
değildir bunun adı, bilmezsin
aşk
öyle ucundan kaşınması da
değildir kalbinin:

sen
seçilen!

meleklere aldırma,
eriyeceksin...

Gazete

bir pazar kahvaltısı ardına gizli,
ve baba göbeğine gömülmüş olan, çoğu zaman
sayfalar dolusu yumruktan
ibaretti benim
sıfır altı yaş arası
(t)oyuncaklarım

ama onların üstünde
"büyümelisiniz"
"bizimle oynayamazsınız" cümleleri
yazmıyordu ne yazık ki

ki biz çocuktuk daha
deseniz de sökmezdi! sökemezdi onlar bizim
kan atlı prenslerimizi

***

çocukluğumdan geriye
kalanlar neler mi şimdiye?

cevabı delik
değişik
gazete ortaları sadece:

en tirajı
komiğinden!

İnfazın Yeri Mühim Değildir



















bir şairi kuytuda infaz etsen
en meçhulünden failler üstlenir bu cinayeti
mermi yakmaya kıyamazsın
şairden kan damlamaz
kamayı körletmeye zaman bulamazsın...

bir şairi kuytuda infaz etsen
cenazesi şiir dolar, elham okumaya korkarsın
ekmeğine kan doğrar tüm ithafları
izin istemeden çabucak kalkarsın...

bir şairi kuytuda infaz etsen
güvercinler isyan çıkarır
tinerciler bıçak çeker
şehrin zulmünden kaçarsın
kaçacak delik arar bir rahme kapanır saklanırsın
kürtaj hezeyanından paniklersin
ayakta kalamazsın...

bir şairi kuytuda infaz etsen
döner dolaşır buluverir cinayet aletin seni
kendi intiharını hazırlarsın
tüm kanıtlar seni gösterir
azrail yanına geldiğinde ses etmezsin
usulca kafana sıkarsın...

Delikanlı



***

"gün geçer, dünden beter
elimi tut
elimi tut, yeter"

***


yırtık bir akrep
ve yel kovanından ibaret
benim
delik anlı saniyelerim

-dağlanıyor göz bebeklerim

şems
iyelerim tutuluyor deliksiz
uykularımın
dağmurunda!

Ağustos 15, 2009

Tundrama II

ve geldi iklim oyunları:

rol bu kez kır güdümlü
fersahne yalanları

(perde çekik
gün kapalı)

küsmüş bana bu kentin
kırık perli martıları
var ardamda buz kesmiş
ardımda
art alanları
ki saklı gırtlağımda
geçmişten
bu güne ar talanları...

Tundrama

fal soğuğumun
çizdiği
her açı, gönyemden
şekil alıyor akrebimin
falso guguğuna dizdiği

tun dramaları misali

Talih Kanı


göğe bak!
bir kuş kanadı!

/şans kuşu mu ne?

hayır.
pek derin onun yarası.
kör bıçkıya sır tınıyla,
sürtmüş olmalı sırtını.
hem bırak
da saklayayım kara talihini, ahir
ete dek. var mı ki bir zararı?

ve sen! sulu kan!
öyle bir ak
ki ırmak gibi
kalsın omzumda
kan-adı.

Blok 20
















ölüleri hava aldırmaya çıkaralım biraz
bir sıcak çay içesi gelmiştir belki birinin
sokaklarda yürüyelim yalın ayak sonra
tenhalarda öpüşelim hem de, günah olmaz bilirim
hadi gel sevişelim biraz daha
sevişelim ki
çocuklar ağlamasın...